zipirinsan. Blogger tarafından desteklenmektedir.
RSS
can etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
can etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Post Icon

Prenses artık yuva aramıyor


Bu dünyalar güzeli kız Prenses, Aralık ayında iki kardeşi ile beraber bir çöp poşeti içinde çöpe atılmak üzereyken arkadaşım görüyor. Bir apartmanın bodrumunda doğmuşlar ve apartman şikayetçiymiş, kapıcı da bu çözümü bulmuş. Arkadaşım üç gözü açılmamış bebeği alıp Aorta Veteriner Kliniği'ne götürüyor, hepsinin bakımları yapılıyor gözleri açılıyor, bu hanım kızımızın iki kardeşi yuva da buluyor. Prenses ise çok iyi huylu olmasına rağmen kardeşleri gibi şanslı değil, korkak ve obur, bu saatten sonra yuva bulamaz, sokağa alışır belki diyerek bize bırakılıyor, hazır kısırlaştırılmış ve iyi huylu göbekli kızımız hayatında ilk kez sokak görünce zaten korkak, çok korkuyor. Ön patileri kucağa al beni dercesine uzatıyor, koynumda gezdiriyorum.

Hani güneşi ilk kez gören inekler var ya, bu kız da onlar gibi, kediliğinin farkına varıyor. Yürümesi bile badi badi, göbekten gidemiyor.



Bu kızımız şaşırtıcı derecede akıllı çıkıyor, dışarıda o kadar mutlu ki yuva bulana kadar zaten kedi sabiti 6 olan evime almak ve almamak arasında kalıyorum. Evdekilerden dayak da yiyebilir, özel köşe yapıyoruz tuvaleti için, ben tasma alıyorum reddediyor. Cin cin kafasını uzatıp göbeği löp löp mutlu mutlu koşuşturuyor.


Yaşadığı mekan otoparkta kenarda kalan bir kedi evi, otoparkı bırakmıyor pek. En son geçenlerde biraz peşimden gelir gibi olup tekrar otoparka dönüyor. Diğer kedilere çeviklikte 4 kilo bir tombik olarak yetişemiyor ve sokağa çok güzel uyum sağlayıp çok mutlu olsa da göbeğini sevdirmekten acayip zevk alan kızımızın bir kusuru var, kaputlara giriyor ve göbekli olduğu için çevik bir hareketle değil sürüne sürüne çıkabiliyor. Öyle ki arkadaşımın kabusu oluyor, birkaç defa arabasının kaputundan çekip çıkarıyor mırmırı. Otoparktaki insanlara gördükçe rica ediyoruz kaputu kontrol edin lütfen diye.

İnsanlardan tek ricamız bu. Lütfen arabanın altını ve kaputunuzu aracınızı çalıştırmadan bir kontrol edin.

İnsanların ise "rica"ları bitmek bilmiyor. Haftasonu iki gün üst üste iki ayrı kişi ile konuşuyorum. İlki ile tartışıyorum demek daha doğru olur. Beyefendi diyor ki içinde kedi evinin de olduğu parkta bu kadar kedi olması normal miymiş, hayvanat bahçesi mi miymiş orası, yaptığımız çok yanlışmış, herkes yemek veriyormuş kediler de sıçıyormuş sabah park bok kokuyormuş. Bak sen! 

Kendime the f word'ü kullanmadan İngilizce tartışabildiğim için şaşırıyorum. Halbuki beş senedir burada yaşayıp kedilerin bok kokuları için onların her şeyi ile ilgilenen bizi suçlayan bir dallama get fuckin used to it'i hak ediyor. Ertesi gün ise dev kedi besleme noktaları temizliği yapıyorum. Yıkamak üzere kapları toplarken sonradan aktör olduğunu hatırladığım birisi beni durduruyor. Çok güzel bir şey yapıyorsunuz fakat bunlar burada bu kadar çok olmasa diyor. A ha! Yine aynı sözler... Ufacık yaşerleşim bölgesinde üç bin kişiyiz, üç bin! Esas keşke biz burada bu kadar çok olmasak. 

Kısırlaştırsanız diyor, arkadaşımla sayılarını bilmediğimiz kadar çok kediyi tedavi ettirip kısırlaştırıyoruz, sokak canlarını besliyoruz. Ben evde minimum altı kedi ile hayatımı sürdüremiyorum bile, yükün altında kalıyorum. Halbuki zıpır'la amacımız değil de hayalimiz diyelim, site hit alırsa bir gelirimiz olursa sokak hayvanları için harcamak. Mama olur, tedavisi kısırlaştırması olur... 

Ve yazacağım çok şey var, o kadar yorgun geliyorum ki eve, yazamıyorum. Üstelik işim bilmemnem şuyum buyum olduğu için değil, bu hayvanlar işgal ettiğimiz ve mutlak bir şekilde kendimizin addettiğimiz alanlarda en azından rahat barınabilsinler, insanoğluna maruz kalmadan hayatlarını onlara sunulan minicik alanlarda sürdürebilsinler diye. Ne oluyor bu sefer... tüm ihaleler bana kalıyor, kendime bakamazken yüz küsur kedinin sorumluluğunu almış buluyorum kendimi. Çok bencilsin insanoğlu, ilgilenen biri olduğunda nereden yardım eder bir ucundan tutarım demiyorsun da kendinin de rahatlıkla yapabileceği şeyleri başkalarına yıkmaya çalışıyorsun. Neden insan neden? Neden bu kadar bencilsin?

Bu alanların mutlak surette sana ait olduğu fikrine nereden kapıldın? Oysa ben senden sadece tek şey istedim, aracının altına ve kaputuna bak. Yapmadın. Yapmıyorsun, bunu yapmaya ihtiyaç bile duymuyorsun. Yapsaydın şu an aylar önce poşet içinde iki kardeşi ile bulduğumuz Prenses umursamazca yaya kaldırımına park ettiğin aracının altından kaçamayıp ezilmezdi. Ölüm döndü dolaştı Prenses'i yine aynı yerde aylar sonra buldu.

Oysa ben bugün göbeğinin pamuk beyaz fotoğrafını çekecektim, ortalarda yoktu. Azıcık etrafı tanımak istemiş meğer. 

Kısırlaştırıp mantar tedavisini başlattığımız erkek pisi Sylvester ile hastalanan Badem bey ve yolda yanımıza gelen sümüklü bir kediyi getirirken seni bulan arkadaşım aradı, berte prenses ezilmiş! Onun sesinden senin ne kadar acı çektiğini hissettim, geldiğimde senin için çok geçti. Kutuna koyduk seni, göbeğinin fotoğrafını çekmek istedi arkadaşım. Nefes alıyorsun gibi geldi, ölümünü ikimizde kabullenememiştik herhalde ki ikimize de öyle geldi.

dünyanın en löp löp göbüşü

Bari acı çekmeden öl diye veterinere taşıdım, şişko olduğun için kutudan taştın, sanırım son canını da o sırada verdin ve ben sana sarılıp göz yaşlarımla tüylerini temizledim. En azından kuş gördün, yağmur gördün, toprak gördün, sevgi gördün, sevgi verdin. Kısa bir süre için de olsa dışarıda mutlu oldun. Sadece bir insan aracın altına bakıp seni kovmadı diye son damlasına kadar kanını ve can çekişerek canını verdin. Yağmur kanını kaldırımdan hala temizleyebilmiş değil ve temizlemeyecek insanın eline bulaşan diğer canlıların kanını hiçbir yağmur.

Gittiğin yerde, yani kedi cennetinde -ki umarım vardır böyle bir yer ve umarım insanın kendisi varsa da kibri girmemiştir tek sonsuz mutlu olacakları yere- bol bol kedilik yap. Bu dünya senin renklerini taşıyacak kadar renkli değil. Ve huzur içinde uyu sevgili Prensesim, çok sevildin sen.


Peki sen insan? Artık bir tane daha eksikler, mutlu musun?

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS
Post Icon

can't hug every cat

Öyle her gördüğün kediye sarılamazsın arkadaşım! Şimdi buraya vtr gibi bir şey girilebilseydi can't touch this müziği ile şöyle bir görüntü gelirdi:


(bilmeyenler için u can't touch this orijinali)


ve esas videomuz: (aka ben çok normalmişim)
uyarı: 2 dakikadan sonra reklama giriyor, direkt kapatın.

27. saniyedeki kukla kedinin hastasıyım.

Bir ara uyuz nyan cat bile girmiş videoya, nasıl ortaya çıktığı hakkında bir bilgim yok. 

 Akustik versiyonu çok daha keyifli, çizimler çok hoş olmuş.Şimdi şu basit gönderi için bile beni yarım saat uğraştıran bilgisayarımı parçalayabilirim.

Miao!


  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS
Post Icon

Yamuk Davası ve Ufuk Günaydın

Yamuk'u hepimiz tanıyoruz. 5 kişi birleşip kediye girmek başlığında nasıl öldürüldüğünü de hepimiz ya da boş bulunup izleyenler gördü. Zihnimize kazındı vahşet. Ne oldu? Gelen tepkilerle çoğunlukla uygulanmayan para cezası, ki çok yetersiz, alındı, Ufuk Günaydın serbest bırakıldı. Sonra ne oldu? Hayvanseverler yetmez dedi, olayı mahkemeye taşıdılar... Bu Türkiye'de bir ilk bildiğim kadarıyla. Sonrasında ne oldu bilemiyorum, sonrasında benim hayatım bulandı. Vaktiyle o başlıkta neler karalamışım:


+ o tekmeyi koyan şerrefsiz keşke düştüğünde kafasını patlatsaydı da kan ondan aksaydı! o kadar içten bir şekilde söylüyorum ki bunu, sonra gelmeyin hümanist deliberte nerede diye. insan mı lan bu? düştüğü için kedinin kafasını üzerinde zıplayarak patlatan, o kanı kaldırıma döken insan mı lan? elime geçmesin suratına duvara sürte sürte parçalarım, söyleyecek kelime yok bunun gibilere, bu nasıl bir sosyopatlık?!! 4 dallama da geçmiş izliyorlar! ben arkadaşlarının kafasını o şekilde patlatmış olsam bana da gel gel hacı sakin ol diye arka çıkacaklar mı? kedicik belli ki esnafın beslediği değer verdiği, kutudan naylondan yağmurda ıslanmasın diye ev yaptığı bir munis hayvancık. uyandırıyorsun, elindeki pitbul bile senden daha insan! o pitbul da böylesinin elinde nasıl tutulur, nasıl izin verilir bir muamma, köpekler sahiplerini örnek alırlar, ne işi var bu saykoda böyle bir köpeğin?

böyle bir canilik, sosyopatlık nasıl sicile işlenmez? şu videoyu izleyen kimse demesin insan ölüyor sen hayvanın peşindesin, bu hayvan kadar can olabildiniz birine? değer verdiğiniz bir hayvan sokak ortasında evinden çıkarılıp öldürüldüğünde bunun bir caydırıcı bir cezası olsun istemez miydiniz?

böyle bir olayı 5 kişi birleşip kediye girmek diye lanse etmenin de ancak bir sinir krizi sonucu vuku bulmuş olmasına inanmak istiyorum.

esnaf o cani herifleri görür de bir an önce bulunurlar ki, ki o zaman elime geçmesinler. müebbet tecrite tıkılasıcalar!

delirmekle kalmayın, faks mı çekiliyor telefon mu açılıyor, ne gerekiyorsa yapın. madem öyle biz tepkisiz kalamayanlar da ne kadar kişi isek birleşip faksa girelim! yeter be!

(11.10.2010 13:44)



+ izmir emniyet müdürlüğü basın halkla ilişkileri aradım en son mail atmak ile yetinmeyip. ellerine çok sayıda mail geldiğini, bilişimin harekete geçtiğini söylediler. sanırım şu an yer tespiti yapılıyor. dua etsinler ki önce emniyet bulsun onları.                                                                                                          
                                                                                                                                          (11.10.2010 16:33)


Sonra Ufuk Günaydın hakkında da bir şeyler karalamıştım elbette:

+ bu sosyopat hakkında yarın savcılığa suç duyurusunda bulunulacakmış. zaten cezasını 300 türk lirası olarak ödemiş birisi için savcılığa suç duyurusunda bulunmak sadece sembolik bir tepki çekme eylemidir sonuçta. dikkat çekilmesi gereken ise zanlıyı değil olayı odağa oturtarak bu tüyler ürpertici olayın tekrarlanmaması için beraberce büyük bir adım atmanın ivediliğidir. zanlının yarın öbür gün içimizden herhangi birini aynı sosyopatlıkla katletmeyeceği ne malum? ki seri katillerin çoğunun tarihçesi hayvan katilleri ile başlar. 

burada esas sorgulanması gereken bu davranışlar sahibi birisinin elini kolunu sallaya sallaya -bir süre sallayamayacak muhtemelen- aramıza salıverilmiş olmasıdır. hayvanları koruma kanunları bu kadar, yani yok derecesinde ve elbette ki yetersiz olunca bu olaya duyulan nefret kolay dinmeyecektir elbette. bu kadar tepki gördükten sonra hayvan haklarına dair kapsamlı bir yasa çıkarılmasına ve yaptırımı yüksek ceza uygulamasına geçilmesi için bir vesile olur diye ümit ediyorum ki bence olur ve olmalı.

böyle bir yasa ile kedinin helvasından ve katilin sosyete olduğundan bahseden arkadaşlar da incelemeye alınmalı. sizin arkadaşınız katil oldu gerizekalılar, sosyete değil!

Burada sevgili amethyst'in entry'sine yönlendirme yapmışım:

videoyu izlemedim, fena olmamak icin izleyemiyorum. arkadaslarin yazdiklarindan ne oldugunu anlayabiliyorum. sokak hayvanlarina zulum etmenin cezasi,Kabahatler Kanununda duzenlenir turkiye'de. yani, sokakta laf atmak, yere tukurmekle ayni para cezasina sahiptir. (bir ülkenin geri kaldığını anlama yolları) ceza kanununda degil. bu yuzden, hayvan haklari savunucularinin uzunca bir suredir cabasi olan, bu konunun meclise tasinip, ceza kanununda duzenlenmesi talebine destek vererek, bir sekilde, hic degilse mail yoluyla, desteklediginiz siyasi gorusun temsilcilerine [chp, akp, bdp vs] bu konunun ciddiyetini ve acilen meclisten gecirilerek ceza kanununda caydirici yaptirimlarla duzenlenmesi gerektigini ifade ediniz... 

burada her meslekten ve her siyasi gorusten/kultur altyapisindan insan var. her memleketten insan var burada. ogretmenseniz, ogrencilerinizle bu konulardan bahsediniz; ingilizceciyseniz, hayvan haklari ve gelismislik hakkinda essay yazdirin, kasabada ilkokul ogretmeniyseniz, cocuklarla aktivite yapin bu konuda; bayramda, haftasonunda, ailelerinizi ziyaret ettiginiz zaman, yerel halkin disinda kalip odaniza kapanmadan, hayvanlara zulm hakkinda olabildigince insanla konusun. bindiginiz taksinin soforuyle sohbet ediyorsaniz, bir sekilde guzellikle hayvanin da insan yavrusu gibi can tasidigini anlatin. lisede veya universitede ogrenciyseniz, insiyatif alin ve bilgilendirme amacli stand kurun. okulda hayvan haklarini tesvik etmek icin cevrecilerle isbirligi yapin. diger ogrencilere olani biteni anlatin, ne yapabileceklerini anlatin. 

sohbet, insan icine karismak, insani bir seylere dahil etmek, onu bilinclendirmek icin en gecerli yollardir. hic bir sey yapamiyorsaniz bile o insanlarin belki fikrini aydinlatacaginiz, belki daha once hic kafasini kurcalamamis bu konuya dikkatini cekeceginiz icin bile faydaniz olacak. 

bornova'nin esnafi tanir, gorur bence bu hastalari. pitbullu kac kisi vardir bornovada? hedef gostermek falan degil, kimse yanlis anlamasin. veya, evet hedef gostermek. cunku eger bu tip vahsetlere karsi isbirligi yaparak tepki veremezsek, suclulari hakkinda gereginin yapilmasi icin enformasyon akisi saglayamazsak, bu gezegende can cekisen her canlinin sorumlusu da biziz.

bornovali esnafa bu videoyu, gerekli uyari yapilarak gonderebilecek arkadaslar var ise, bornovada yasayan/okuyan arkadaslar var ise lutfen ama lutfen mudahil olsunlar.

sessizlik de suca dahil olmaktir.


                                                                                                                                           11.10.2010 23:40)

+ "aynı kişi birkaç hafta önce özkanlar migrosun önünde benim baktıgım yavru kedileri parcalattırarak öldürmüştü :(("
'-btl c'rebal

http://www.facebook.com/events/109691115761649/ 

hiçbir kötülük sonsuza kadar saklı kalmıyor, değil mi?
(12.10.2010 10:54)

Hiçbir kötülük sonsuza dek saklı kalmaz.



  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS