zipirinsan. Blogger tarafından desteklenmektedir.
RSS
yuva etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yuva etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Post Icon

İkea kuçunuzun her şeyi

İkea çok güzel bir projeye imza atmış, sokağa atılmış köpeklerin yuva bulabilmeleri için ev eşyalarının arasına köpeklerin fotoğrafını çekip posterlerini koymuşlar, ilgilenenler için ürün kodu gibi bilgi kodu koymuşlar ki o köpekle ilgili daha fazla bilgi edinebilsin müstakbel sahipler. Haberi şöyle:

http://www.kopekli.com/ikea-evsiz-hayvanlarin-sahiplenilmesi-icin-harika-bir-yontem-buldu/

Bir de videosu var sonunda, harika!





İkea, kuçunuzun her şeyi <3

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS
Post Icon

Prenses artık yuva aramıyor


Bu dünyalar güzeli kız Prenses, Aralık ayında iki kardeşi ile beraber bir çöp poşeti içinde çöpe atılmak üzereyken arkadaşım görüyor. Bir apartmanın bodrumunda doğmuşlar ve apartman şikayetçiymiş, kapıcı da bu çözümü bulmuş. Arkadaşım üç gözü açılmamış bebeği alıp Aorta Veteriner Kliniği'ne götürüyor, hepsinin bakımları yapılıyor gözleri açılıyor, bu hanım kızımızın iki kardeşi yuva da buluyor. Prenses ise çok iyi huylu olmasına rağmen kardeşleri gibi şanslı değil, korkak ve obur, bu saatten sonra yuva bulamaz, sokağa alışır belki diyerek bize bırakılıyor, hazır kısırlaştırılmış ve iyi huylu göbekli kızımız hayatında ilk kez sokak görünce zaten korkak, çok korkuyor. Ön patileri kucağa al beni dercesine uzatıyor, koynumda gezdiriyorum.

Hani güneşi ilk kez gören inekler var ya, bu kız da onlar gibi, kediliğinin farkına varıyor. Yürümesi bile badi badi, göbekten gidemiyor.



Bu kızımız şaşırtıcı derecede akıllı çıkıyor, dışarıda o kadar mutlu ki yuva bulana kadar zaten kedi sabiti 6 olan evime almak ve almamak arasında kalıyorum. Evdekilerden dayak da yiyebilir, özel köşe yapıyoruz tuvaleti için, ben tasma alıyorum reddediyor. Cin cin kafasını uzatıp göbeği löp löp mutlu mutlu koşuşturuyor.


Yaşadığı mekan otoparkta kenarda kalan bir kedi evi, otoparkı bırakmıyor pek. En son geçenlerde biraz peşimden gelir gibi olup tekrar otoparka dönüyor. Diğer kedilere çeviklikte 4 kilo bir tombik olarak yetişemiyor ve sokağa çok güzel uyum sağlayıp çok mutlu olsa da göbeğini sevdirmekten acayip zevk alan kızımızın bir kusuru var, kaputlara giriyor ve göbekli olduğu için çevik bir hareketle değil sürüne sürüne çıkabiliyor. Öyle ki arkadaşımın kabusu oluyor, birkaç defa arabasının kaputundan çekip çıkarıyor mırmırı. Otoparktaki insanlara gördükçe rica ediyoruz kaputu kontrol edin lütfen diye.

İnsanlardan tek ricamız bu. Lütfen arabanın altını ve kaputunuzu aracınızı çalıştırmadan bir kontrol edin.

İnsanların ise "rica"ları bitmek bilmiyor. Haftasonu iki gün üst üste iki ayrı kişi ile konuşuyorum. İlki ile tartışıyorum demek daha doğru olur. Beyefendi diyor ki içinde kedi evinin de olduğu parkta bu kadar kedi olması normal miymiş, hayvanat bahçesi mi miymiş orası, yaptığımız çok yanlışmış, herkes yemek veriyormuş kediler de sıçıyormuş sabah park bok kokuyormuş. Bak sen! 

Kendime the f word'ü kullanmadan İngilizce tartışabildiğim için şaşırıyorum. Halbuki beş senedir burada yaşayıp kedilerin bok kokuları için onların her şeyi ile ilgilenen bizi suçlayan bir dallama get fuckin used to it'i hak ediyor. Ertesi gün ise dev kedi besleme noktaları temizliği yapıyorum. Yıkamak üzere kapları toplarken sonradan aktör olduğunu hatırladığım birisi beni durduruyor. Çok güzel bir şey yapıyorsunuz fakat bunlar burada bu kadar çok olmasa diyor. A ha! Yine aynı sözler... Ufacık yaşerleşim bölgesinde üç bin kişiyiz, üç bin! Esas keşke biz burada bu kadar çok olmasak. 

Kısırlaştırsanız diyor, arkadaşımla sayılarını bilmediğimiz kadar çok kediyi tedavi ettirip kısırlaştırıyoruz, sokak canlarını besliyoruz. Ben evde minimum altı kedi ile hayatımı sürdüremiyorum bile, yükün altında kalıyorum. Halbuki zıpır'la amacımız değil de hayalimiz diyelim, site hit alırsa bir gelirimiz olursa sokak hayvanları için harcamak. Mama olur, tedavisi kısırlaştırması olur... 

Ve yazacağım çok şey var, o kadar yorgun geliyorum ki eve, yazamıyorum. Üstelik işim bilmemnem şuyum buyum olduğu için değil, bu hayvanlar işgal ettiğimiz ve mutlak bir şekilde kendimizin addettiğimiz alanlarda en azından rahat barınabilsinler, insanoğluna maruz kalmadan hayatlarını onlara sunulan minicik alanlarda sürdürebilsinler diye. Ne oluyor bu sefer... tüm ihaleler bana kalıyor, kendime bakamazken yüz küsur kedinin sorumluluğunu almış buluyorum kendimi. Çok bencilsin insanoğlu, ilgilenen biri olduğunda nereden yardım eder bir ucundan tutarım demiyorsun da kendinin de rahatlıkla yapabileceği şeyleri başkalarına yıkmaya çalışıyorsun. Neden insan neden? Neden bu kadar bencilsin?

Bu alanların mutlak surette sana ait olduğu fikrine nereden kapıldın? Oysa ben senden sadece tek şey istedim, aracının altına ve kaputuna bak. Yapmadın. Yapmıyorsun, bunu yapmaya ihtiyaç bile duymuyorsun. Yapsaydın şu an aylar önce poşet içinde iki kardeşi ile bulduğumuz Prenses umursamazca yaya kaldırımına park ettiğin aracının altından kaçamayıp ezilmezdi. Ölüm döndü dolaştı Prenses'i yine aynı yerde aylar sonra buldu.

Oysa ben bugün göbeğinin pamuk beyaz fotoğrafını çekecektim, ortalarda yoktu. Azıcık etrafı tanımak istemiş meğer. 

Kısırlaştırıp mantar tedavisini başlattığımız erkek pisi Sylvester ile hastalanan Badem bey ve yolda yanımıza gelen sümüklü bir kediyi getirirken seni bulan arkadaşım aradı, berte prenses ezilmiş! Onun sesinden senin ne kadar acı çektiğini hissettim, geldiğimde senin için çok geçti. Kutuna koyduk seni, göbeğinin fotoğrafını çekmek istedi arkadaşım. Nefes alıyorsun gibi geldi, ölümünü ikimizde kabullenememiştik herhalde ki ikimize de öyle geldi.

dünyanın en löp löp göbüşü

Bari acı çekmeden öl diye veterinere taşıdım, şişko olduğun için kutudan taştın, sanırım son canını da o sırada verdin ve ben sana sarılıp göz yaşlarımla tüylerini temizledim. En azından kuş gördün, yağmur gördün, toprak gördün, sevgi gördün, sevgi verdin. Kısa bir süre için de olsa dışarıda mutlu oldun. Sadece bir insan aracın altına bakıp seni kovmadı diye son damlasına kadar kanını ve can çekişerek canını verdin. Yağmur kanını kaldırımdan hala temizleyebilmiş değil ve temizlemeyecek insanın eline bulaşan diğer canlıların kanını hiçbir yağmur.

Gittiğin yerde, yani kedi cennetinde -ki umarım vardır böyle bir yer ve umarım insanın kendisi varsa da kibri girmemiştir tek sonsuz mutlu olacakları yere- bol bol kedilik yap. Bu dünya senin renklerini taşıyacak kadar renkli değil. Ve huzur içinde uyu sevgili Prensesim, çok sevildin sen.


Peki sen insan? Artık bir tane daha eksikler, mutlu musun?

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS
Post Icon

Neşeli mi Neşeli

Aslında yüzü çok üzgün, adı ise Neşeli. Sahiplenilmiş ama gittiği yerde kulaklık kemirdi diye gerisin geriye postalanmış! Lali Berte'yi hatırlıyorum, telefon kablosunu kemirmişti, kulaklık ne ki! Kediler bir yaşına kadar bir şeylerinizi kemirmeye pek meraklı olabilirler, yapılacak şey kedinin dikkatini başka yöne çekmek ve kemirme ihtimali olan yerini değiştirebileceğiniz nesenleri siz yokken veya kullanmıyorken ortalıkta tutmamak.

Neşeli 2 yaşında, kısırlaştırılmış bir dişi kişi. Ankara'da yaşıyor.



Hayvan sahibi olmanın ehliyete bağlı olması fikrini her zaman savunmuşumdur, böylece Neşeli ve neşeliler ikinci/üçüncü/dördüncü/beşinci kere yuva aramak zorunda kalmaz, mutlulukla mırlarlar.


Mır mır mır

Bu sevimli yavrucak bahçeli bir evde de yaşayabilirmiş, postaladığı sahibi kaçmasından korkmuş, ben olsam iki kulaklık ısırdım diye beni postalayan sahibin evine hayatta dönmem! Sahip doğru düşünmüş bu bağlamda.

Mırıldak ile ilgili elxa ile iletişime geçebilir, geçemiyorsanız buradan bana yazabilirsiniz.

Her tarafı tutan tekir bir şeker istiyorsanız patileri sıvayın: http://beta.eksisozluk.com/entry/31015346


  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS
Post Icon

deliberte jedi servisi Gofret

Kediden sonra jedi de sahiplendiriyoruz, haydi hayırlısı. Bu ibişin fotoğrafını patilen'de gördüm, bayıldım, çok yakışıklı bir bey. Size teminat veririm ki görüp görebileceğiniz en munis kedi türüdür bu sarılar ve özellikle sarı beyazlar: örnek Pırtık, örnek: Ata. Kucak kedisi arıyorsanız;

İşte o Gofret!

Tam yemelik değil mi?

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS
Post Icon

Ata pata pata


Burayı takip edenler Ata'nın durumunu ve neler atlattığını aşağı yukarı biliyor. Bilmeyenler için Ata'nın biyografisi şöyle:
Kedi evinin oradaki taş çatlasa 3 4 aylık munis sarmanımızdı Ata, her sarışın gibi munis, tatlı, o da beni seviyor...

Bir gece kedileri beraber beslediğimiz arkadaşım panik içinde beni aradı, 'Ata ayağa kalkamıyor hastalanmış, bir şey olmuş,' dedi. Saat veteriner için geçti dolayısıyla Berte Palas'a yerleşti Ata bey, kutuda sıkılmasın diye çıkardım, kendisi fark etmedi ama şarıl şarıl koltuğuma işedi.

Ertesi gün öğrendik ki Ata'nın hem kuyrukta hem de leğen kemiğine doğru arka bacakta kırık var. O gün veterinerimizin yardımı ile hemen ameliyata alındı Ata, geçmiş yazıları search kısmına Ata yazarak bulabilirsiniz. Şanssızlık şu ki Ata'nın kuyruğu kuyruk sokumundan kırıldığı için tamamen alınmak zorunda kaldı, bir omur daha vücuda doğru kırılsa Ata şimdi felçti.

Ata'nın bacağındaki kırık süratle iyileşti, bu video da ameliyattan iki veya üç hafta sonrasında çekildi, yalnız "minik" bir problemi vardı, çiş ve kaka sorunu, çişini palpasyon ile yaptırıyorlardı, kakası sürekli arkadan damlıyordu, veteriner çişini kakasını kendi yapamayan kedilerin böbrek yetmezliğinden... neyse, Ata her halinde her zaman mutlu oldu, kuyruk gitmiş, bacak tamir olmuş umru değildi, sürekli mır mır mır ve bence Ata'yı bu kurtardı, veteriner arkadaşıma o kadar kötü konuşmuş ki uyutmak gerekebilir deyince gelsin felaket senaryoları.

Ata tüm felaket senaryolarını boşa çıkardı, çişi ara sıra düzeldi sonra yeniden tutuldu, her gün veterinere çişe kakaya kim götürür diye nasıl yuva bulacağımızı bilemedik, Ata mutlu mesut yaşamaya devam etti derken bir de üzerine süper elbisesi geldi iki adet.



Bu müthiş tasarım vücuda giyilen bir elbise ve kuyruk kısmına takılan, içine hasta bezi konan bir keseden ibaret, cırt cırtla yapıştıyoruz, hatta ekoseli gibi pötikareli gibi bir kumaştan yedek elbisesi olsun dedik, terzide o kumaştan başka kalmamış, ince polar, o elbiseyi ben çapraz askılı tasarlamıştım ama Ata omuzlardan askıları düşürüp patiyi çıkarınca eller yukarı donlar aşağı oluyordu. Eskisi gibi yapalım dedik, Ata'nın ince beline bol geldi lastikler, terziye o kadar çok gittim ki elbiseleri düzelttirmek için takılan lastik yeterli gelmedi demeye yüzüm olmadı, Terzi Bender'e çok teşekkür ederim Ata adına, balolara frak diken adam bizim için düdük kedi elbisesi dikti.



Ve en önemlisi Ata bu sırada çişini de yapmaya başladı! Palpasyona ihtiyaç kalmadan boşaltım işlevi yerine geliyordu. Kimse Ata'dan böyle bir iyileşme beklemiyordu, neredeyse 2,5 aydır verilen vitaminler, takviyeler, onlar bunlar işe yaramış görünüyor. Veteriner çişini ve kakasını yapabildikten sonra sokağa da salınabileceğini ve hatta havalar ısınınca salabileceğimizi, sokakta yaşayabileceğini söyledi ama bizim gönlümüz Ata'yı bu durumda tekrar sokağa salmaya razı değil.



Dünyanın en munis kedisi, ısırması yok, tırmalaması yok, mırıldak, sevilmeyi çok seviyor, insancıl, kendi sürünüyor beni sev diye, böyle sarı kedisi olanlar bilir, hamurlarından mı bilinmez genelde çok mırıldak ve munis olurlar, acayip iyi huylu bir kedi türü.

Uzun lafın kısası Ata maddi manevi desteklerle masraflarının bir kısmını karşıladı ama klinikte kalmaya ve her yere çiş damlatmaya -elbise öncesi- devam ettiği için çiş damlatmak için olmasa da klinik için bir masrafı oldu. Pava kısmını halledersek esas soruna geliyoruz, Ata diyor ki:

Bana bir yuva lazım! Hem de bu Mart'ta lazım!

Adayların önceden kedi bakmış olması zorunlu, ince eleyip sık dokuyacağız. Ata'nın dostluğuna ihtiyaç duyan ve ona kucak açacak birileri bir yerlerde mutlaka var.

Kalın mırıldakla,

Berte Kedi

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS
Post Icon

Ata kedisi dert kedisi ☼deliberte kedi servisi sunar ☼

Ata'yı burayı takip edenler biliyor, yine de özet geçeceğim. Zıpır'ın bende kaldığı yağmurlu bir akşam gelen telefonla koşa koşa ona baktığımız kedi evinin oraya gitmiş ve yürüyemeyen Ata'yı eve getirmiştim.



Ertesi gün veterinere gittiğimizde hem bacağının hem de kuyruğunun kırık olduğunu gördük, kuyruk o kadar ters bir yerden kırılmıştı ki ampute edilmesi gerekiyordu, veterinerimiz sağolsun o gün Ata'yı hemen bu işlerin uzmanı olan hocasına götürdü ve Ata ameliyat oldu, ameliyat iyi geçti, kuyruk alındı, kırık düzeltildi ve Ata'nın veteriner süreci başladı.

Ata'nın tek şanssızlığı kuyruğunun çok ters bir yerden gitmiş olması, kırığın yeri bir boğum daha önce olsaydı bu dünya mutlusu pisimizi uyutmak zorunda kalacaktık. Maalesef durumu çok parlak devam etmedi, çişini ve kakasını palpasyon ile veteriner yaptırıyordu, kortizonlar B vitaminleri, tedaviler tedaviler derken git gide çiş kaka yaptırmak daha zor hale geldi. Bu arada sinir görevini yerine getirmediği için de sinir olduk! Ata'yı azıcık kucağıma alsam arkadan sızan kakalar... yürürken otururken sızan kakalar, kakalar kakalar daha çok kakalar derken veterinerlerin ömrü Ata beyin arkasını temizlemekle geçti. Zefiran sevdiğimiz bir arkadaşımız.



Sadece ameliyattan bir aydan daha fazla bir süre sonra Ata iki gün boyunca çişini kendi yaptı. Sevindirici gibi görünen bu haber sevindirici olmadı pek çünkü Ata, erkek kedi, her yere işedi. Veteriner sandalyelerini koltuğunu, neredeyse her şeyini değiştiriyor. Size borcumuz çoğaldı, dedim, ne demek olur mu öyle şey, dediler.


Ata o iki günden sonra eski haline döndü, çiş kaka yaptırmak giderek daha zor hale geldiğinden 2 3 günde bir yaptırıyor veteriner... ve Ata'ya geçici yuva olacak kişinin de 2 3 günde bir çiş kaka için veterinere götürmesi gerekiyor. Ata'nın canı artık çok yandığı için evde yapılacak bir işlem olmaktan çoktan çıktı boşaltım.

Ata tüm bunlar olurken hala çok mutlu, hala çok mırıldak. Yemeğini yiyor, suyunu içiyor. Elbette ki durumu böbreklerine zarar veriyor ama o hala çok mutlu. Mutlu bir kediyi uyutmak da ne benim ne de veterinerimin etik anlayışına uymuyor.

Bir de veterinere olan borcumuz var... Sırf ameliyatı 600 liraydı ve bu iki ay içinde toplamda sadece 450 lira toplayabildik. Aylık en az 100 lira ilaç masrafı ve pansiyonu da ekleyince aylık en az 400 500 lira -indirimli- borcumuz da oradan oluşuyor. Ne kadar işediği koltuklar sandalyeler için bir şey istememiş olsalar da Ata işeyince biz bu sevimli, munis sokak kedisine sahip çıkanlar da işemiş sayıldık bence. Yani uzun lafın kısası Ata için pava lazım.

Pava yardımı yapmak isteyenler için seçenekler gidip direkt veterinere ödeme yapmak, eğer Barbaros Veteriner Kliniği'ne yakınsanız veya civarından geçiyorsanız bu en direkt yöntem. Ya da bana paypal, ptt, eft, voodoo gibi yöntemlerle ulaştırmak. Daha kolay diyenler için Zıpır'a da olur. Cihangir'in Pisileri öneri ile gelirse belki başka yöntemler de deneyebiliriz... - Chipin gibi-

                          Yani pisiler, Ata için pamuk patiler cebe kedisi.

Sadece pava da değil, kalacak yer de gerekiyor... Ata daha bir yaşında bile değil, 7 8 aylıktı bu kaza olduğunda, şimdi de en fazl 9 10 aylık ve içinde bulunduğu sağlık koşulları ile sokakta hiç yaşayamaz, ev ortamında da normal bir kedi kadar yaşayamayacak. Yine de ben isterim ki bu süreçte evinde Ata'ya uygun yeri olan geçici bir evi olsun. En azından son aylarını, haftalarını ya da günlerini mutlu geçirsin, ki ekstra bir şey yapmanıza gerek yok, o zaten çok mutlu bir kedi. 



  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS
Post Icon

İki gözü kör pisiye yuva - İzmir, Manisa Ankara

http://twitpic.com/8d9ydi



Bu iki gözü kör pisi kardeşimizin bir yuvaya ihtiyacı var, sokakta yaşamayan çalışıyor ama iki kör gözle bu çok zor, talipler Manisa, İzmir veya Ankara'da olursa ulaşım da sağlanır, yeter ki siz bu yakışıklı ile ömür boyu aşk karnesini imzalayın. Bi pati atın be!

İletişim: twitter'dan bilirkedi https://twitter.com/#!/kedicanini

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS