zipirinsan. Blogger tarafından desteklenmektedir.
RSS
sokak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sokak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Post Icon

Bayram kediliği Beckett'leştirir!

Mırnav mav mav miyav miyav!

Kedi camiası olarak hepinizin şeker bayramını kutlar, insanların ellerine kafalarımızı sürer, kedilerin burunlarını koklarız.



Bu bayram biz sokak kedisi mırnavlara bayram hediyesi vermek ister misiniz? Nasıl mı? Siz yeter ki isteyin! Seçenek sunarız da sunarız mırnav, karnımızın doyması için temiz mama'dan bir kiloluk Mito mamalarından istediğiniz kadar gönderebilir (20 tanesi bir koli yapıyor) veya hasta olduğumuzda gittiğimiz veterinerlere olan borçlarımıza canınızın istediği kadar katkıda bulunabilirsiniz. İstanbul Anadolu yakası için Aorta veteriner kliniğine o hoo miktarda borç yaptı bu salak insanlar biz iyi olalım diye, dalga konusu falan oldular, ceplerinde beş kuruş kalmadı falan, biz de çok yük olduk lan diye içlendik, belki bi pati atan olur? Avrupa yakası için Barbaros veteriner kliniğine 650 pava borcumuz var, Aorta gibi uçuk bir rakam değil, herkes 1 lira verse ödenir bence :)



Uzaklardayım diyenler için ise paypal'dır eft'dir, verilir, siz yeter ki sokak kedilerine bayram harçlığı vermek, onları sevindirmek isteyin!



Bu müthiş sitenin linkini de bayram hediyesi olarak biz sokak ve ev kedileri size verelim:

http://beckittns.tumblr.com/


İyi bayramlar! Müthiş tatiller! Bayram harçlıklarımızı bekliyos!

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS
Post Icon

Kedi sahiplenirken dikkat edilmesi gerekenler! This!

Daha iyi anlatılamazdı! İngilizce bilmeyenlere çevirisini nasıl yapsam diye düşündüm, önce link efendim:

http://www.tickld.com/x/before-you-think-about-getting-a-cat-its-important-to-remember-this-seriously

Başlığı "bir kedi sahiplenmeyi düşünmeden önce bunu ciddili hatırlamanız önemli"

ve siz değerli okuyucularımıza benden müthiş bir kıyak! karikatürlerin üzerinden çevirip Türkçe'sini sizler için hazırladım miyav! Yayın yayabildiğiniz kadar, yaymayan insan olsun! (çünkü dünyadaki en vahşi ve beter hayvan)


Darısı gerçek hayattaki her gün parkta beslediğimiz Üçbacak'ın, tek gözü olmayan Yumuk'un, hamile kaldığı için evden atılmış (şimdi kısır ve hayatta kalan yavruları sahip buldu, kendisi boynu bükük kaldı) Audrey'nin ve benim kedim olduğunu zannedip evime dilediği gibi yerleşen yuva aradığım "büyük" kedilerin başına!






  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS
Post Icon

Prenses artık yuva aramıyor


Bu dünyalar güzeli kız Prenses, Aralık ayında iki kardeşi ile beraber bir çöp poşeti içinde çöpe atılmak üzereyken arkadaşım görüyor. Bir apartmanın bodrumunda doğmuşlar ve apartman şikayetçiymiş, kapıcı da bu çözümü bulmuş. Arkadaşım üç gözü açılmamış bebeği alıp Aorta Veteriner Kliniği'ne götürüyor, hepsinin bakımları yapılıyor gözleri açılıyor, bu hanım kızımızın iki kardeşi yuva da buluyor. Prenses ise çok iyi huylu olmasına rağmen kardeşleri gibi şanslı değil, korkak ve obur, bu saatten sonra yuva bulamaz, sokağa alışır belki diyerek bize bırakılıyor, hazır kısırlaştırılmış ve iyi huylu göbekli kızımız hayatında ilk kez sokak görünce zaten korkak, çok korkuyor. Ön patileri kucağa al beni dercesine uzatıyor, koynumda gezdiriyorum.

Hani güneşi ilk kez gören inekler var ya, bu kız da onlar gibi, kediliğinin farkına varıyor. Yürümesi bile badi badi, göbekten gidemiyor.



Bu kızımız şaşırtıcı derecede akıllı çıkıyor, dışarıda o kadar mutlu ki yuva bulana kadar zaten kedi sabiti 6 olan evime almak ve almamak arasında kalıyorum. Evdekilerden dayak da yiyebilir, özel köşe yapıyoruz tuvaleti için, ben tasma alıyorum reddediyor. Cin cin kafasını uzatıp göbeği löp löp mutlu mutlu koşuşturuyor.


Yaşadığı mekan otoparkta kenarda kalan bir kedi evi, otoparkı bırakmıyor pek. En son geçenlerde biraz peşimden gelir gibi olup tekrar otoparka dönüyor. Diğer kedilere çeviklikte 4 kilo bir tombik olarak yetişemiyor ve sokağa çok güzel uyum sağlayıp çok mutlu olsa da göbeğini sevdirmekten acayip zevk alan kızımızın bir kusuru var, kaputlara giriyor ve göbekli olduğu için çevik bir hareketle değil sürüne sürüne çıkabiliyor. Öyle ki arkadaşımın kabusu oluyor, birkaç defa arabasının kaputundan çekip çıkarıyor mırmırı. Otoparktaki insanlara gördükçe rica ediyoruz kaputu kontrol edin lütfen diye.

İnsanlardan tek ricamız bu. Lütfen arabanın altını ve kaputunuzu aracınızı çalıştırmadan bir kontrol edin.

İnsanların ise "rica"ları bitmek bilmiyor. Haftasonu iki gün üst üste iki ayrı kişi ile konuşuyorum. İlki ile tartışıyorum demek daha doğru olur. Beyefendi diyor ki içinde kedi evinin de olduğu parkta bu kadar kedi olması normal miymiş, hayvanat bahçesi mi miymiş orası, yaptığımız çok yanlışmış, herkes yemek veriyormuş kediler de sıçıyormuş sabah park bok kokuyormuş. Bak sen! 

Kendime the f word'ü kullanmadan İngilizce tartışabildiğim için şaşırıyorum. Halbuki beş senedir burada yaşayıp kedilerin bok kokuları için onların her şeyi ile ilgilenen bizi suçlayan bir dallama get fuckin used to it'i hak ediyor. Ertesi gün ise dev kedi besleme noktaları temizliği yapıyorum. Yıkamak üzere kapları toplarken sonradan aktör olduğunu hatırladığım birisi beni durduruyor. Çok güzel bir şey yapıyorsunuz fakat bunlar burada bu kadar çok olmasa diyor. A ha! Yine aynı sözler... Ufacık yaşerleşim bölgesinde üç bin kişiyiz, üç bin! Esas keşke biz burada bu kadar çok olmasak. 

Kısırlaştırsanız diyor, arkadaşımla sayılarını bilmediğimiz kadar çok kediyi tedavi ettirip kısırlaştırıyoruz, sokak canlarını besliyoruz. Ben evde minimum altı kedi ile hayatımı sürdüremiyorum bile, yükün altında kalıyorum. Halbuki zıpır'la amacımız değil de hayalimiz diyelim, site hit alırsa bir gelirimiz olursa sokak hayvanları için harcamak. Mama olur, tedavisi kısırlaştırması olur... 

Ve yazacağım çok şey var, o kadar yorgun geliyorum ki eve, yazamıyorum. Üstelik işim bilmemnem şuyum buyum olduğu için değil, bu hayvanlar işgal ettiğimiz ve mutlak bir şekilde kendimizin addettiğimiz alanlarda en azından rahat barınabilsinler, insanoğluna maruz kalmadan hayatlarını onlara sunulan minicik alanlarda sürdürebilsinler diye. Ne oluyor bu sefer... tüm ihaleler bana kalıyor, kendime bakamazken yüz küsur kedinin sorumluluğunu almış buluyorum kendimi. Çok bencilsin insanoğlu, ilgilenen biri olduğunda nereden yardım eder bir ucundan tutarım demiyorsun da kendinin de rahatlıkla yapabileceği şeyleri başkalarına yıkmaya çalışıyorsun. Neden insan neden? Neden bu kadar bencilsin?

Bu alanların mutlak surette sana ait olduğu fikrine nereden kapıldın? Oysa ben senden sadece tek şey istedim, aracının altına ve kaputuna bak. Yapmadın. Yapmıyorsun, bunu yapmaya ihtiyaç bile duymuyorsun. Yapsaydın şu an aylar önce poşet içinde iki kardeşi ile bulduğumuz Prenses umursamazca yaya kaldırımına park ettiğin aracının altından kaçamayıp ezilmezdi. Ölüm döndü dolaştı Prenses'i yine aynı yerde aylar sonra buldu.

Oysa ben bugün göbeğinin pamuk beyaz fotoğrafını çekecektim, ortalarda yoktu. Azıcık etrafı tanımak istemiş meğer. 

Kısırlaştırıp mantar tedavisini başlattığımız erkek pisi Sylvester ile hastalanan Badem bey ve yolda yanımıza gelen sümüklü bir kediyi getirirken seni bulan arkadaşım aradı, berte prenses ezilmiş! Onun sesinden senin ne kadar acı çektiğini hissettim, geldiğimde senin için çok geçti. Kutuna koyduk seni, göbeğinin fotoğrafını çekmek istedi arkadaşım. Nefes alıyorsun gibi geldi, ölümünü ikimizde kabullenememiştik herhalde ki ikimize de öyle geldi.

dünyanın en löp löp göbüşü

Bari acı çekmeden öl diye veterinere taşıdım, şişko olduğun için kutudan taştın, sanırım son canını da o sırada verdin ve ben sana sarılıp göz yaşlarımla tüylerini temizledim. En azından kuş gördün, yağmur gördün, toprak gördün, sevgi gördün, sevgi verdin. Kısa bir süre için de olsa dışarıda mutlu oldun. Sadece bir insan aracın altına bakıp seni kovmadı diye son damlasına kadar kanını ve can çekişerek canını verdin. Yağmur kanını kaldırımdan hala temizleyebilmiş değil ve temizlemeyecek insanın eline bulaşan diğer canlıların kanını hiçbir yağmur.

Gittiğin yerde, yani kedi cennetinde -ki umarım vardır böyle bir yer ve umarım insanın kendisi varsa da kibri girmemiştir tek sonsuz mutlu olacakları yere- bol bol kedilik yap. Bu dünya senin renklerini taşıyacak kadar renkli değil. Ve huzur içinde uyu sevgili Prensesim, çok sevildin sen.


Peki sen insan? Artık bir tane daha eksikler, mutlu musun?

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS
Post Icon

Kedi Mazlum'a kedi hediyesi


Mazlum şiddet görmüş sokak kedilerinden sadece biri, dövülüp felç bırakılmış. Son anda şansı döner gibi olmuş, bir kliniğe yatırılmış, masrafları kısmen karşılanmış, kısmen de karşılanamamış. Tek kişinin üzerinde olunca ancak yarısı karşılanabilmiş.Muhtemelen şimdiye kadar olan kısmı karşılayan kişi kedinin yeni sahibi olacak, Pırtık beyin benim evime ve hayatıma yerleşmesi gibi, yine de eve ihtiyacı olursa mavlayacağız.Mavlıyoruz: evet eve ihtiyacı olacak. Is there any Sahip out there?

http://www.eksiduyuru.com/duyuru/553732/dovulup-felc-birakilan-kedi-mazlum-un-tedavisi

Şu linkten daha detaylı bilgiye ulaşılabiliyor:

https://miyuv.wordpress.com/2013/02/02/mazlum-felcli-degildi-siz-yaptiniz/

Hayata epey tutunmaya çalışan bu kediciğin fotoğrafları ve videolarına direkt link:

https://www.facebook.com/media/set/?set=a.4278977014983.2149274.1303016727&type=1

Daha bebek olan bu pisiciğin tedavi masrafları için pavaya ihtiyacı var, kedinin hediyesi 1 lira 2 lira 5 lira, gönlünüzden ne koparsa:

http://www.gruphediye.com/Group/URRgeVi4

Kediye hediye verecek yüce gönüllülere duyurulur, patiyle.

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS
Post Icon

Sokaklardaki tüm hayvanların toplatılması

armandez de vitoro çok da güzel dile getirmiş, hani derler ya, bunu yapan insan olamaz diye, bunu değil yapan, düşünen, yasa teklifini veren insan olamaz. ya da olur, insan tanımınıza bağlı, arsızca yaladım leoparı'nin dediği gibi bu durum; insanoğlunun, yeryüzündeki en vahşi, en zararlı, en tecavüzcü, en katil tür olduğu gerçeğinin 8.344.567.899'uncu tezahürü.

bakın armandez ne demiş:

"cok zalimce.

yemin ediyorum en inancsiz insanin bile yapabilecegi bi sey degil; ki bu tasariyi hazirlayanlarin agzindan allah lafi eksik olmuyor.

sokak kopekleri, yasam alanlarimizdaki en zavalli canlilar. isiriyor, kovaliyor diyenler; keske bir mucize olsa da kendileri insanoglu gibi vahsi bir yaratiga maruz kalip kendini savunmak durumunda kalsa.
ya nasil iciniz acimiyor ve nasil uykulariniza girmiyor, ben mi cok hassasim bilmiyorum. dun aksam bacaklarindan biri kirilmis ama o haliyle yurumeye calisan bi kopek icin butun gece veteriner aradim. sabah bahcede yoktu, nereye gitti bilmiyorum. butun gunum boyle mahvoldu.
her gun yolda araba carpmalariyla can vermis onlarca kedi-kopek gormekten ise gitmekten sogudum. cesetlerin uzerine basmadan gecmeye calisiyorsun.
simdi sirf bunlar var diye ben cok ciddi uzuntuler duyuyorum; ki su yasam hakkina mevzuu cok ciddi travmatik.

avrupa mavrupa diye nolur yemeyin kimseyi, gezegenler carpissa o konuda duzeltilecek bi sey varsa bu en son seydir. sokaklar kedilerle, kopeklerle guzel. gecen sene gotumuzu yirttik burda bolluca'da köpek katliamı diye. barinagin da toplama kampinin da hali ortada. devlet vatandasina bakmiyor, kopege mi bakacak? birakin da biz onlara sokaklarda bakabilelim. kisirlastiriyor musun napiyorsun, onu yap sen.

bunun icin yalvarmam gerekecekse yalvaririm.
ben dusundukce cok ciddi aci cekiyorum."

hatta kısırlaştırmayı bile yapmasınlar, yapmıyorlar zaten, kısırlaştırılmaya gidip takip eden olmadıkça geri dönen köpek görmedim ben, kediler için ise belediye her bir halta para talep ettiğinden özel klinikle anlaşıp aşısıydı, kısırlaştırmasıydı, en iyi koşullarda yaptırmak daha iyi. belediye niye var? kimsesi olmayan sokak hayvanlarına ücretsiz hizmet vermek için, değil mi? değil. götüren az sayıda duyarlı insan da para mevzusu yüzünden götürdüğü ile kalıyor, maddi durumu yoksa vicdan azabı ile geri dönüyor. çevremde insanlar belediye ile ucuza anlaştık şu kadar kısırlaştırma diye sevinç haberi veriyorlar, bu devlet mi köpeklere bakacak? hizmet parası verilmeyen hayvana ayrılan ödenekle mal mülk aldığı için, iç ettiği için bakmayan belediye mi? yapmayın, salak olmayın. kendi hayvanlarım dışında onlarca sokak hayvanına bakıyorum, biliyorum. fiv veya fib nedeni ile 15 20 kedinin öldüğü kedi evini bile biz, sade vatandaşlar dezenfekte ettik, hayatta kalanları tedavi olsunlar veya hastalık kapmasınlar diye dezenfekte işlemi sırasında çeşitli kliniklere yatırdık. belediye ne yaptı? hiç...

"o kadar gerizekali pollyannalarsiniz ki kosullarin bir anda degisip bu yasayla toplanacak hayvanlarin mutlu mesut yasayabilecegini dusunuyorsunuz. ustelik bunun devlet guvencesi olduguna can-i gonulden inanarak.

tiksiniyorum sizin gibi mal beyanlariyla ayni topraklarda yasiyor olmaktan."

Sokaktaki kediyi köpeği toplayacağınıza hırsızı, yan kesiciyi, tacizciyi, tecavüzcüyü, pedofili, magandayı, katili toplasanız da rahat yürüsek! 

3 dev kediden durum özeti budur.

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS
Post Icon

Yağmurlu havalar

Yağmurlu havalar biz kıçımın insanoğlu için can sıkıcı olduğu kadar sokakta yaşayan hayvanlar için bize sıkıcı olduğundan daha zordur. Biz ıslanırız, bir pezevengin evladı çamurlu duj aldırır, evimize girip ısınırız, kururuz, üstümüzü değiştiririz ve yemek yeriz! Ya onlar?


Yağmurlu havalar sokak hayvanları için sadece tüyleri ıslandığı ve üşütme riskleri arttığı için zor değildir, esas zor olan yağmurlu havada yemek bulmaktır. Konan mama ıslanır ıslanmasına da o mamaya bile razı pek çok pisi ve kuçu dolanır sokaklarda.


İşte bu nedenle yağmurlu günlerde hayvanlar için sokakların kuru köşelerine mama koyun. Onların da canı var ve o canlar açken daha çok üşüyor. Bizim gibi...


Şimdi ben bu saatte mama dağıtmaya çıkıyorum, peki ya siz?

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS