zipirinsan. Blogger tarafından desteklenmektedir.
RSS
Post Icon

yeni pisiyi eve alıştırma süreci

kediler, meraklı yapıları sebebiyle yeni bir ortama kolay alışır diye bilinir. ancak kazın ayağı öyle değil. ortam değişimleri, bu pisileri çok fena etkiliyor. ben kedimle ev ev şehir şehir dolaşmış bir insan olarak bunları sizinle paylaşacağım elbette.

bir kedi sahiplendik diyelim. ne kadar güzel dimi heheh pisicik geldi sahiplendiğimiz yerde önce bi sırnaştı efendime söyleyeyim bi mırladı bi sevimlilikler şebeklikler yaptı. sonra taşıma çantasına yahut kucağımıza aldığımız gibi evimize getirdiikkk... efendim olayımız burdan sonra başlar. yeni ortama giren kediş, sanki azönce türlü sırnaşıklıklar yapan kendisi değilmiş gibi, bir soğur sizden. evin her köşesini koklar, kendini sevdirmez, erkekse köşelere çişini yapar bütün ev çiş kokar.

özellikle travma geçirmiş bir kediyi sahiplendiyseniz, durum daha vahim olabilir. inci'yi almaya karar verdiğimde, kaldığı pet pansiyonundaki hanım bana inci'nin insanlardan kaçtığını, diğer kedilerle anlaşamadığını, sosyalleşmediğini, yemeğini ayrı kaptan yediğini aksi takdirde yemek yemediğini söylemişti. gerçekten de, onu o pansiyondan çıkarmak için taşıma çantasına koymaya çalışmak yarım saatimizi aldı. eve getirdiğimde ise, tam tersi çantanın içinden çıkmadı.bin nazdan sonra taşıma çantasından çıktığında ise bir köşeye sindi, o köşeden kesinlikle kalkmadı. hatta tuvaletini yapmasına rağmen yerinden milim kımıldamadı. ben yerleri temizlemeye çalışırken kaçıp dolabın arkasına girdi ve iki gün boyunca orada kaldı.

bu yeni bir kedi sahiplenen kişiler için çok göz korkutucu bir şey. evimde bir kedim daha olmasa belki, daha önce kedilerle yaşamamış olsam, ağlayarak "geri vermek istiyorum kedi beni sevmedi" diye telefona sarılırdım.dolayısıyla ilk kez kedi bakacak kişiler, yaşı büyük veya travma geçirmiş, sorunlu kedilerdense munis huylu yavruları tercih etmeliler. hatta, kediciği biriki kere görüp sonra karar vermeliler diye düşünüyorum. ömrünüzün 10-15 senesini birlikte geçirecekseniz, birbirinizi sevmeniz ve huylarına alışmanız çok önemli. ben ninjayı alırken, bana evcimen, ısırıp tırmalaması olmayan, ama çok oyuncu ve enerjik bir kedi lazım dediğimde, deliberte sağolsun hemen "ben böyle bir kedi biliyorum" dedi. gerçekten ilk andan itibaren ninjayla çok anlaştık. aşırı derecede hareketli bir kedi olması nedeniyle ev kazalarına uğradı kaç kere. bardak kırıp kırıkların üzerinde gezdiği için ayağını kesti, yerleri sildiğim suyu içip zehirlendi, kuş yakalıycam derken dördüncü kattan düştü. ama evin içinde gerçekten çok bir yaramazlığı, tırmalaması, ısırması, miyavlaması yoktur.

neyse, ne anlatıyordum? heh. kediyi aldık eve getirdik, ama bir köşeye pıstı, küstü. ne yapacağız? altın kural sabretmektir. evin içinde sanki bir kedi yokmuş gibi, normal davranışlarınıza devam etmelisiniz. köpeklere fısıldayan adamın altın kuralı kediler için de geçerli. bakmak konuşmak göz teması kurmak yok. bir süre sonra merakla çıkıp evi keşfedecek, eski yerinden tek tanıdık nesne siz olduğunuz için size daha bir yakınlık duyacaktır. bacaklarınıza sürtünüz, yanınıza gelir. hemen elmyra gibi sarmaş dolaş olmayın. yanınıza uzansın, başını okşayın biraz. sonra kucağınıza alırsınız alışınca. eğer bir yavru getirdiyseniz, annesinin sıcaklığını özlediğinden, zaten hemen size sokulur. kuyruk gibi peşinizden gelir.yavru kedilerle bir saatte can ciğer kuzu sarması olabiliyorken, kedicik büyüdükçe bu süre uzar.

peki kedimiz inci gibi çıktı, bir dolabın arkasına girdi çıkmıyor, tuvaletini kuma yapmıyor, yemek yemeyi reddediyor? öncelikle, vücudunda herhangi bir hastalığı bulunmayan kediler bu naz iştahsızlığını çok sürdürmez. acıkınca eşek gibi yiyecek. o nedenle zorlamanıza gerek yok.  seçenekleri çoğaltabilirsiniz belki. ne bileyim yaş mama, kuru mama, ciğer bilmemne. küçük prens nasıl tilkiyi evcilleştirdiyse, siz de kedinizi evcilleştireceksiniz. belirli periyodlarla dolabın arasından bakın, normal kedilerde olduğu gibi alışana kadar sessiz durmak yerine, konuşmayı deneyin. insan dilini anlamıyorsa miyavlayın. ben inciyi miyavlayarak dolabın arkasından çıkardım. şimdi hala inci deyince başını çevirip bakmıyor, ama miyav deyince pıtır pıtır koşup yanıma geliyor.

kediniz duvarın arkasından çıksa, beraber sarmaş dolaş olsanız bile, eve alışma süreci bitmiştir diyemeyiz. birlikte yaşamanın bir rutinini oturtmak, bir ay ile üç ay arası bir zaman alır. bu süre zarfında kedinizin sevdiği yemekleri, sevdiği oyuncakları, sevdiği dizileri, sevdiği uyku mekanlarını öğrenirsiniz. kediniz gece uyuyup gündüz azanlardan mı yoksa gündüz uyuyup gece evde bir aşağı bir yukarı koşturanlardan mı mesela? tuvalet alışkanlığı nasıl? kakasını kaçta yapıyor, ne zaman toplamak lazım? nereye olsa yaparım diyenlerden mi yoksa ağanın pohunun üstüne poh olur mu lo deyip kumunu paylaşmak istemeyenlerden mi?

eh bir de, kedilerinizi belli başlı komutlara alıştırmanız da lazım. öyle kızım terliklerimi getir diye değil. ismi söylenince baksın, gel deyince gelsin. kediler yapma demekten, hayırdan anlamıyorlar. ancak s'li ve ş'li komutlar dikkatlerini çokça çekiyor. bu nedenle ben hayır ve yapma yerine bir şişşşş koyveriyorum. anında yaptıkları işi bırakıyorlar. bazen de bırakmıyorlar, gidip olaya müdahale etmek gerekiyor.

şimdi soracaksınız ki inci ile ne durumdayız? gayet iyiyiz. birlikte uyuyoruz, oynuyoruz, yemek yiyoruz. hala kucağa gelmiyor, çok sevince kaçıyor. ama gün geçtikçe dolabın arkasında geçirdiği süreler azaldı. öyle ninjayla ortak mama kabı kullanmam artizliğine girmedi. bir de kedi hamağı aldım ona kalorifere astık. bayıldı.

kısacası, sabrınız ve sevginizle birlikte, çözemeyeceğiniz sorununuz olamaz. yeni bir kedi yahut köpeği evimize getirdiğimizde, biriki gün evde olup ortamı gözlemlemek de iyi olur tabii ki. özellikle yavrularda bu daha önemli.

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS

2 yorum:

The Runaway Kitten dedi ki...

İki kediyi birlikte yaşatmak aslında kolay bir şey değil. Etrafımda 2 kedisi olan çok kişi var. Kedileri kavga eden var, etmeyen var ama çok kanka olan pek yok. Genellikle iki kedi, evde birbirine tahammül eder ve rahatsız olmaz hale geliyor ama aralarında arkadaşlık kolay kurulmuyor.
Benim iki kedim var, birbirlerine çok düşkünler. Anlaşamazlarsa diye çok korkmuştum. Özellikle de, ilk kedim çok fobik ve çekingen olduğu için. Arkadaşı olsun istedim ama huzurunu bozmak istemedim. O yüzden, ikinci pisiyi eve getirdiğimde çok dikkatli davrandım. Sanırım doğru yapmışım ki, kedilerle dolu geçen hayatımda gördüğüm en birbirine düşkün kedi çiftliyle yaşıyorum.

İkinci kediyi eve getirdiğimde, evdeki kedime göstermedim bile. Direkt ona hazırladığım odaya götürdüm. Suyu, yemeği, tuvaleti vardı. Kapı kapalıydı. Hemen saklandı. Bir süre orada yalnız bıraktım. Sonra gittiğimde, yatağın altından çıkmadı. Gün içinde bir kaç kere daha uğradım. Sonunda çıktı, etrafı dolaştı, bana yaklaştı.
Diğer kedim bu süreçte yeni kediyi hiç görmedi ancak sırf kokudan neler olduğunu anladı ve herşeyden korkan bir canlı olarak, odaya en uzak köşeye gidip saatlerce oradan kımıldamadı.
Vaktimin yarısını biriyle, yarısını diğeriyle geçirdim bütün gün. Ertesi gün, yeni gelen kedi bana artık alışmıştı bile ancak diğer kedim hala o odanın yakınına bile gelmiyordu. Yeni kedinin üstünde uyuduğu örtüyü alıp diğer kedimin mama kabının altına serdim. Biraz kokusuna alışma fırsatı oldu.
3. gün, kedim korkusunu biraz yenip oda kapısına gelerek altını koklamaya başladı. Ben yine bir onunla, bir diğeriyle oturmaya devam ettim. Bu arada, veterinerde yapıaln testlerden, yeni kedinin hiçbir bulaşıcı hastalık taşımadığı sonucu da geldi. (hastalık ihtimali olduğu için de birkaç gün temasa izin vermemeye karar vermiştim)
4. gün kapıya plastik bir çit gerdim ve kapıyı açtım. Kedim odanın önüne uzun süre gelmedi. Sonra uzaktan görebileceği bir yere oturup bakmaya başladı. Yeni gelen zaten başka kedilere karşı yabani değildi, diğer kedime çok ilgi göstermedi, günlerini oynayarak geçirdi. 4. gün böyle birbirlerini keserek geçti. Arada tıslamalar oldu ama temas olmadığı için sorun çıkmadı. Gece yine kapıyı kapattım.
5. gün yine çit kondu, bakışmalar devam etti. Bu sefer gece de kapıyı kapatmadım. Tam tanışma anlarına şahit olamadım çünkü 6. gün, ben uyurken çiti devirmiş ve oynar halde buldum ikisini.
Şu an sürekli birbirlerini yalayan, mama, su kabı ya da tuvalet ayırmayan, sürekli üst üste uyuyan iki kedim var. Bence iki kediyi tanıştırırken mutlaka sabretmek gerekiyor. Bir hayat boyu huzurlu ev için sadece 1 hafta özen gerekiyor. Sonuçlar çok iyi. Herkese tavsiye ederim.

Sefa Emir dedi ki...

Merhaba hocam bu konu çok yararlı oldu bizim için çok teşekkür ederiz.
kameralı chat

Yorum Gönder